"Artık şu tüplü televizyondan kurtulalım hanım" diyenlerdenseniz, lütfen bu yazının tamamını dikkatlice okuyun. Neye ihtiyacınız olduğunu, televizyonu hangi amaçlarla kullanacağınızı ve nerede kullanacağınızı belirlemek çok önemli. Size bu konularda yardımcı olmaya çalışacağım.
İlk olarak alacağınız televizyonun hangi boyda olması gerektiğini hesaplamalısınız. Televizyonu koyacağınız yer ile izleyeceğiniz yer arasındaki mesafeye göre ideal ölçüdeki cihazı satın almak çok önemli. Eğer gereğinden büyük bir panel alırsanız gözleriniz çok çabuk yorulacaktır. Ayrıca büyük ekranlı televizyonları yakından izlerseniz görüntü kalitesi açısından da verim alamazsınız. Keza küçük ekranlı bir televizyon da size keyif vermeyecektir. Televizyonu 3-4 metre uzaklıktan izleyecekseniz, 102-106 ekran yeterli olacaktır. Daha yakın mesafelerde ise 82 ekranı tercih etmenizde fayda var.
İkinci adım, televizyonu hangi amaçla kullanacağınızı belirlemektir. Bundan bir kaç sene önce bu soruyu sormuş olsam, bir kamyon laf yerdim lakin teknolojinin de ilerlemesiyle televizyonlara bir çok özellik eklendi. Bu nedenle elimden geldiğince detaylı yazmaya çalışacağım. Örneğin Smart TV özelliği sayesinde televizyonlar, tablet gibi iş görmeye başladı. Ya da herhangi bir dijital platformdan, USB'den veya DVD Player'dan HD yayın izleyip izlemeyeceğinize karar vermelisiniz. Vereceğiniz bu karar aynı zamanda LCD, Plazma ya da LED aydınlatmalı bir cihaz mı almanız gerektiği konusunda fikir sahibi olmanızı sağlayacaktır.
Eğer "ben uydu, karasal yayın ya da kablolu tv dışında bir şey izlemeyeceğim" diyorsanız, bırakın Smart TV'yi Full HD cihazlara boş yere para vermeyin! Fiyatları oldukça düşmüş olan plazma panellerin 1024x768 olan çözünürlüğü (HD Ready bile değil) size yetecektir. Elektrik sarfiyatı konusunda da eskisi kadar kötü durumda değiller. Özellikle LG'nin yeni seri plazmaları hem çok ince bir yapıya sahip hem de neredeyse LCD kadar elektrik tüketiyorlar.
Hazır lafı açılmışken LCD, Plazma veya LED mi tercih etmek gerektiği konusunda bir kaç şey söyleyeyim. LCD ve LED televizyonlar, LCD paneller kullanır. (Bazı markaların Full LED TV'leri mevcut ama abartı derecede pahalı şu sıralar.) Aralarındaki fark, LCD'lerde florasan aydınlatma varken LED'lerde LED aydınlatma bulunur. Bu da LED TV'lerin LCD'lere göre daha az enerji tüketmesini sağlar. LED ve Plazma TV'ler yüksek Hz değerlerine ulaşabilir. Televizyonlardaki Hz olayının açıklaması işe şu: Hareketli görüntülerdeki çözünürlük-keskinlik. Televizyon Hz değeri ne kadar yüksek olursa, hareketli görüntülerde o kadar keskin ve akıcı bir görüntü alırsınız. Lakin şunu da hesaba katmalısınız ki, standart televizyon yayını yaklaşık 27-35Hz'dir. 400Hz'lik televizyona fazladan para verip 30Hz'lik yayın izlemenizin hiç bir anlamı olmaz. Siz yine 30Hz'lik yayın izlemiş olursunuz. Şunu unutmayın ki televizyonun ne özelliği olursa olsun, verdiğiniz yayının kalitesi neyse size o kalitede görüntü sunacaktır. Plazma TV'leri diğerlerinden tamamen ayırıyorum çünkü teknolojisi tamamiyle farklı. Plazma TV'lere günümüzün tüplü televizyonları da diyebiliriz. Çalışma prensipleri birbirlerine yakın. Plazma TV'lerin en büyük avantajı, tepki süresinin çok kısa olması. 0.0001 saniye gibi değerlere ulaşabiliyor. Bu da çok akıcı bir görüntü sağlar ancak çözünürlükleri çok yüksek olmadığı için özellikle yakından izlendiğinde Plazma TV'lerden iğrenebilmek mümkün. Ayrıca Plazma TV'ler, diğerlerine göre çok daha fazla ısı açığa çıkardığı için duvara astığınızda is ve leke yapabiliyor. Plazma TV'leri evlerinde haylaz çocukları, torun tombalakları olanlara önerebilirim. Ekranları cam olduğu için LED ve LCD cihazlar kadar hassas değiller. Özellikle Samsung'un hemen hemen hiç bir LED modelinde koruma paneli bulunmuyor ve hassas bir yapıya sahip oldukları için de kolayca zarar görebilirler. LG'nin bazı modellerinde koruma paneli mevcut ancak onlar da bir yere kadar.
Peki televizyondan internete bağlanmaya ihtiyacım var mı? Varsa hangi sitelere girmek istiyorum? Bu iki soruya da vereceğiniz cevap oldukça önemli. Özellikle maddi açıdan. Smart TV'nin tek dezavantajı fiyat farkı. İnternet dışında aynı özelliklere sahip ve aynı marka iki cihazın arasında 300-400TL fark olabiliyor. Peki bu parayı verdiğinize değer mi? Buna cevap vermeden önce ikinci soruya cevap vermeliyim. Hangi sitelere girmek istiyorum? Smart TV özelliği taşıyan cihazların hepsinde internet tarayıcı bulunmuyor. Sadece Facebook, Twitter, Google Maps ve YouTube gibi belli başlı sitelere girebildiğiniz Smart TV'ler de mevcut. Tarayıcı olmadığı için sadece bahsi geçen sitelere ve markanın belirlemiş olduğu, ara ara güncellenen bazı programlara girebiliyorsunuz. Bu programlara örnek olarak da çeşitli haber sayfalarını ve hava durumu raporlarını verebiliriz. Yalnız bunlar tarayıcı üzerinden açılmayıp program halinde olduğu için seçenekleri ve özellikleri oldukça sınırlı. Bunlarla yetinmek istemiyorsanız, üzerinde internet tarayıcı olan Smart TV'lere yönelmelisiniz. Çok kullanışlı ve özellikli olmasa da, bu internet tarayıcıları ile istediğiniz siteye girmeniz mümkün. Tabi Türk Telekominikasyon Kurumu'nun yasaklamadığı... Çünkü, en azından şu an için, televizyonlara herhangi bir DNS ayarı yapmanız mümkün değil. Bence Smart TV düşünüyorsanız muhakkak internet tarayıcısı bulunan bir cihaz almalısınız. Vereceğiniz paraya değip değmeyeceğini ise şöyle anlatmaya çalışayim: Digiturk ve D-Smart gibi dijital platformlar genellikle HD Ready yayın yapıyor. İzleyebileceğiniz HD yayınlar da sınırlı sayıda. İnternete bağlanan bir televizyon ile bu sorunu tamamen ortadan kaldırabilirsiniz. YouTube sayesinde 1080p Full HD'den (gerçi YouTube'un 1080p'si gerçek 1080p değil ama) 3 boyutlu görüntülere kadar sınırsız bir arşive kavuşabilirsiniz.
USB'den film oynatma özelliği, Full HD bir cihazın hakkını verebilmek için önemli. Yalnız burada dikkat etmeniz gereken şey, Samsung dışında hiç bir markanın yapılan anlaşma gereği DTS ses formatını desteklemediğidir. Ama telaşlanmayın, LG'nin daha uygun fiyatlara, daha özellikli cihazları mevcut olduğu için sırf sesler nedeniyle daha fazla para vermenize gerek yok. İnternetten indirebileceğiniz çeşitli programlarla convert edip videonuzu sorunsuzca izleyebilirsiniz. USB ve ses sorunları ile uğraşmak istemiyorsanız cihazınıza BlueRay ya da DVD oynatıcı bağlayabilirsiniz. Lakin bu cihazlara ve filmlere de ayrıca para vermeniz gerektiğini unutmayın.
Gelelim bir diğer özelliğe: 3D. Maddi açıdan sıkıntı yaratacak olsa bile, yeni bir televizyon alıyorsanız 3D özelliğine sahip olmasında büyük fayda var. Günümüzde çok fazla 3 boyutlu yayın yok ama kısa süre içerisinde yayılacağından eminim. Digiturk, Samsun ve Nat Geo ortaklığı ile 3D yayınlar yapmaya başladı. Yeni çıkan sinema filmlerinin de bir çoğu 3D özelliğine sahip. 3D'li cihazlarda dikkat edilmesi gereken en önemli husus ise gözlük olayı. Televizyonların 3D özelliğini kullanabilmek için mutlaka özel 3D gözlüklerini kullanmalısınız. En azından şimdilik. Bu gözlükler de aktif ve pasif olmak üzere iki çeşit. Aktif gözlükler pilli ve şarjlı olabiliyor. Bunun tek avantajı, gözlüğün janjanlı görünmesi. Şekli şemali gayet hoş. Onun dışında pasif gözlüklerle hiç bir konuda yarışamazlar. Aktif gözlükleri sürekli şarj etme ve pil değiştirme sıkıntısı var. Ayrıca bu gözlüklerle televizyon izlerken başınızı dik bir şekilde tutmanız gerekmekte. Yani yatarak, keyifli keyifli izleyemezsiniz, görüntü kararır. Pasif gözlüklerde ise amuda kalkarak, takla atarak ya da sere serpe uzanarak 3D filmin keyfini çıkarmanız mümkün. Aktif gözlüklerin bir diğer dezavantajı ise, sağ ve sol gözlük camlarını sırayla karartıp açtığı için bir süre sonra gözde rahatsızlığa ve gözlüğü çıkarsanız bile gözde "pırpırlanmaya" neden olabiliyor. Pasif gözlüklerin şarj ve pil derdi olmadığı gibi yaklaşık 35 gram olan (marka ve modeline göre değişebiliyor) aktif gözlüklere karşılık, 9-10 gram gibi bir ağırlığı var. Bu da uzun süreli izlemelerde rahatlık sağlıyor. Maddi açıdan baktığımızda da ortaya şu sonuç çıkıyor: Aktif gözlüğün adedi 199TL'den başlıyor, pasif gözlüklerin 7'li paketi 80-90TL'ye satılıyor...
Şu sıralar moda olan ve herkesin sorduğu bir diğer özellik ise dahili uydu alıcı. Bence televizyon için olmazsa olmaz bir özellik kesinlikle değil. İnsanlar televizyonlarını duvara astıklarında daha az kablo görünsün diye bu tarz bir yönelim içine girdiler ancak dahili uydu alıcılar çok da avantajlı değil. En azından bir tane kablo daha görünmesin diye o kadar fiyat farkı verilmemeli. Dahili uydu alıcısının diğer bir dezavantajı da; alıcıdaki herhangi bir arıza, cihazın diğer tüm girişlerini de etkileyecektir. Uydudaki bir sıktını nedeniyle cihazın açılma ihtimalini de göz önünde bulundurun.
Bu anlattıklarımın dışında ufak detaylar da mevcut. Mesela LG ve Philips'in panelleri (ki Philips panel üreticisi değildir, işlemci ve kasasını üretir) daha gridir ve arkadan gelen ışığı daha az yansıtırlar. Ancak siyah rengi Samsung kadar net ve kesin veremezler. (Panel özellikleri modelden modele değişmektedir. İhtiyacınıza göre panelin ışık yansıtma özelliklerini araştırabilirsiniz.) Ama Samsung'un koyu ve parlak panelleri erkana vuran ışığı daha fazla yansıttığı için rahatsızlık yaratabilir. Bir diğer küçük detay ise televizyonların kumandaları. Bu konuda en başarısız marka ise Philips. Kumandaları çok kullanışsız ve basit. Eğer Smart TV özelliği olan bir cihaz alıyorsanız, QWERTY klavyeli aksesuarını da satın almalısınız. Yoksa internette gezerken veya harfleri yazmaya çalışırken televizyona uçan tekme atma ihtimaliniz yüksek. 3D özelliğine sahip bir televizyon düşünüyorsanız, mutlaka yanında verilen gözlük sayısını da sorun. Ayrıca bazı firmalar kutudan çıkan orijinal gözlükleri alıp yerine daha ucuz gözlükleri koyabiliyor. Lafı geçmişken belirtmek istediğim bir durum daha var. Fiyatı anormal derecede düşük olan cihazlar hakkında biraz araştırma yapın. Her türlü ihtimali göz önünde bulundurun. Sıfır cihaz diye 300-400 saat çalışmış teşhir ürünü, defolu ürün ya da tamir görmüş cihazı satın almamaya dikkat edin. Genellikle firmalar siparişi verdikten sonra bir kaç gün içerisinde servis elemanlarını gönderip makineyi kurduruyor. Televizyonunuz geldiğinde, elemanlar kutuyu açmadan önce mutlaka bant yerlerini kontrol edin. Kutunun her iki yanındaki bantların orijinal olduğundan ve daha önce sökülmediğinden emin olun. Gerçi bazı firmalar bantları saç kurutma makinesi ile ısıtarak kutuya zarar vermeden çıkarabiliyorlar. Buna önlem olarak cihazı çıkardıklarında üzerindeki koruyucuların zarar görmemiş ve özenle katlanmış olduğunu kontrol edin. Bazı firmalar bu konuda da son derece başarılı işler çıkarabiliyor. Eğer paketlemeden de emin olamadıysanız, cihazın içerisinden çıkan ve kumanda, kablo ve vidaların olduğu poşeti dikkatlice kontrol edin. Poşetlerin üzerindeki küçük deliklerin hasar görüp görmediğine bakın. Eğer televizyonunuz açıldıysa ve bunu size sıfır diye kakalamaya niyeti olan firmalar, bu küçük deliklerden vidaları çıkarıp sonra yeniden içine koyabiliyorlar. Bu konuda da emin olamadıysanız dikkat edeceğiniz son husus, kutudan çıkan vidaların ve televizyonun üzerindeki vida deliklerinin boyalarına bakın. Vidalar ve vida deliklerindeki boya, bir kez kullanılsa bile boyaları zarar görüyor. Üzerlerindeki boyada herhangi bir çizilme ve bozulma varsa ürünü derhal iade edebilirsiniz.
Ayrıca Bilinçli bir şekilde aksini satın almadığınız sürece, ürünün marka garantisinde olup olmadığını mutlaka kontrol ettirin. Televizyonunuzun seri numarasını markanın müşteri hizmetlerine bildirdiğinizde onlar size cihazı kendilerinin getirip getirmediğini ve garantisini üstlenip üstlenmediklerini söyleyeceklerdir. Samsung Türkiye, kendi ithal ettiği ürünler dışındaki hiç bir ürünün garantisini üstlenmiyor. Keza diğer markalar da. Binlerce TL verip satın aldığınız ürünün, markanın kendi garantisi dışında olduğunu ve sadece bulunduğunuz şehirde geçerli olduğunu öğrenirseniz, firma ile irtibata geçip soruna çözüm bulabilirsiniz.
Yani; televizyonu ihtiyaçlarınız doğrultusunda satın alın. Unutmayın ki alacağınız televizyonda kullanmayacağınız her özellik, maddi bir külfet demek. İlk önce ihtiyaçlarınızı en iyi şekilde karşılayacak cihazları belirleyin ve mağazaya gidip yan yana göz atın. Çünkü özellikleri bir kenara koyalım, markaların hemen hepsinin kendine özgü renk tonları mevcut. Mesela Samsung daha parlak ve sıcak renkler verirken LG daha doğal ve soğuk renkler verecektir. Kendi zevkinize uygun cihazı satın almanızda fayda var. Bu arada, cihazları yan yana kontrol ederken renkleriyle ve kontrast ayarlarıyla oynanmadığını, karşılaştırdığınız cihazların fabrika ayarlarında olmasına dikkat edin.



Alıntı Yaparak Cevapla
